Hizmetkârlarına, “Bu, Vaftizci Yuhanna’dır” dedi. “Ölümden dirildiği için bu güçler onda işlemektedir.”
Hirodes, kardeşi Filipus’un karısı Hirodiya’nın hatırına, Yuhanna’yı tutuklatmış, bağlatmış ve zindana atmıştı.
Yeşua bunu duyunca, oradan ayrılıp tek başına bir tekneyle ıssız bir yere çekildi. Kalabalıklar bunu duyunca, kentlerden yaya olarak yola çıktılar ve O’nu takip ettiler.
Akşam olunca öğrencileri Yeşua’ya gelip, “Efendimiz burası ıssız bir yer, vakitte geç oldu. Halkı gönder de köylere gitsinler ve kendilerine yiyecek satın alsınlar” dediler.
Kalabalığa çayır üzerine oturmalarını buyurdu. Beş ekmekle iki balığı eline aldı ve göğe bakarak kutsadı; ekmekleri böldü ve öğrencilerine verdi, onlar da halka verdiler.
Yeşua, kalabalıkları gönderirken, öğrencilerine hemen tekneye binip kendisinden önce karşı yakaya gitmelerini sağladı.
Yeşua kalabalıkları gönderdikten sonra, dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olunca, orada yalnızdı.
O’nun denizin üzerinde yürüdüğünü gören öğrenciler sıkıntı içinde kaldılar. “Bu bir hayalet!” diyerek korkuyla bağrıştılar.
Petrus O’na, “Efendimiz, eğer sen isen, suların üzerinden yürüyerek sana gelmem için bana buyruk ver” diye yanıt verdi.
Ama rüzgârın güçlü olduğunu görünce korktu ve batmaya başladı. “Efendimiz, beni kurtar!” diye bağırdı.
O yerin halkı Yeşua’yı tanıyınca, çevredeki bütün o bölgeye haber gönderdiler. Hasta olanların hepsini O’na getirdiler.