İnançlı bir adamdı ve bütün ev halkı Tanrı'dan korkardı. Muhtaçlara cömertçe bağışta bulunur ve Tanrı’ya sürekli dua ederdi.
Günün dokuzuncu vakit sularında bir görümde Tanrı’nın bir meleğinin kendisine geldiğini apaçık gördü. Melek ona, “Kornelius!” diye seslendi.
Korkuyla gözlerini ona dikti, “Ne var ey Efendim?” dedi. Ona, “Duaların ve muhtaçlara olan bağışların anılmak üzere Tanrı önüne çıktılar.
Kendisiyle konuşan melek ayrıldıktan sonra, Kornelius hizmetkârlarından ikisini ve sürekli yanında bulunan inançlı bir askeri çağırdı.
Göğün açıldığını ve büyük bir örtüyü andıran bir kabın dört köşesinden yeryüzüne indirildiğini gördü.
Petrus gördüğü görümün ne anlama gelebileceğini şaşkınlık içinde düşünürken, İşte, Kornelius'un gönderdiği adamlar, Simon’un evini soruşturup kapının önünde durdular,
Onlar, “Doğru ve Tanrı’dan korkan, bütün Yahudi ulusu tarafından hakkında iyi konuşulan, Kornelius adında bir yüzbaşı var” dediler. “Kutsal bir melek ona, sözlerini dinlemek üzere seni evine çağırmasını söyledi.”
Böylece Petrus onları içeri çağırdı ve kalacak bir yer sağladı. Ertesi gün Petrus kalkıp onlarla birlikte yola çıktı. Yafa’dan olan bazı kardeşler de ona eşlik etti.
Ertesi gün Sezariye’ye vardılar. Kornelius, onları bekliyordu. Akrabalarını ve yakın arkadaşlarını da çağırmıştı.
Onlara şöyle dedi: “Yahudi olan birinin başka bir ulustan birine katılmasının ya da yanına gitmesinin yasamıza uygun olmadığını bilirsiniz. Ama Tanrı bana, hiç kimseye bayağı veya murdar dememem gerektiğini gösterdi.
Bu yüzden çağrıldığımda hiç itiraz etmeden geldim. Bundan ötürü soruyorum, beni neden çağırdığınız?”
Kornelius, “Dört gün önce bu saate kadar oruç tutuyordum. Dokuzuncu vakitte evimde dua ediyordum. İşte, parlak giysiler içinde bir adam önümde durdu.
Bu nedenle Yafa’ya adam gönder ve Petrus da denilen Simon’u çağırt. Kendisi deniz kenarındaki Simon adında bir dericinin evinde kalıyor. Geldiğinde seninle konuşacak.’
O yüzden hemen sana haber gönderdim. Sen de gelmekle bize iyilik ettin. Bu nedenle hepimiz burada, Tanrı’nın sana buyurduğu her şeyi duymak için Tanrı önünde hazırız.”
Petrus ağzını açıp şöyle dedi: “Gerçekten de Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığını anlıyorum.
Sözü’nü İsrael'in çocuklarına gönderdi, herkesin Efendisi olan Yeşua Mesih aracılığıyla esenliği müjdeledi.
Yuhanna’nın vaftiz çağrısından sonra Galile’den başlayarak tüm Yahudiye’de duyurulan olayı siz kendiniz biliyorsunuz.
Tanrı'nın, Nasıralı Yeşua'yı Kutsal Ruh'la ve kudretle nasıl meshettiğini, iyilik yaparak ve İblis'in baskısı altında olan herkesi iyileştirerek nasıl dolaştığını biliyorsunuz. Çünkü Tanrı O'nunla birlikteydi.
Bizler Yahudiler’in ülkesinde ve Yeruşalem’de O’nun yaptığı işlerin tanıklarıyız. O’nu bir ağaca asarak öldürdüler.
Ama bütün halka değil, Tanrı’nın önceden seçtiği tanıklar olan bizlere gösterdi. O, ölümden dirildikten sonra O’nunla birlikte yiyip içtik.
Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin O olduğunu halka duyurmamızı ve buna tanıklık etmemizi buyurdu.
Bütün peygamberler O’nun hakkında tanıklıkta bulunmuşlardır. O’na iman eden herkesin günahlarından bağışlanacağını bildirmişlerdir.”
Petrus’la birlikte gelmiş olan sünnetli imanlılar, Kutsal Ruh’un armağanının öteki ulusların da üzerine dökülmesine şaştılar.
“Bu insanların suyla vaftiz olmasına kim engel olabilir? Onlar da bizim gibi Kutsal Ruh’u aldılar” dedi.