“Ben Yafa Kenti'nde dua ettiğim sırada kendimden geçtim ve bir görüm gördüm” dedi. “Büyük bir örtüyü andıran bir kap dört köşesinden sarkıtılıp, gökten indiğini ve yanıma kadar geldiğini gördüm.
Dikkatle bakınca, örtünün içinde, yeryüzünün dört ayaklılarını, yabanıl hayvanları, sürüngenleri ve gökyüzünün kuşlarını gördüm.
Ruh bana, hiç ayrım yapmadan onlarla birlikte gitmemi söyledi. Bu altı kardeş de bana eşlik ettiler ve birlikte adamın evine girdik.
Adam bize, bir meleğin evinde kendisine göründüğünü anlattı. Melek ona, ‘Yafa’ya adam gönder, Petrus da denilen Simon’u çağırt.
Ben konuşmaya başlayınca, Kutsal Ruh başlangıçta bizim üzerimize indiği gibi onların üzerine de indi.
Efendi’nin sözünü hatırladım: ‘Gerçi Yuhanna suyla vaftiz etti, ama siz Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.’
Bizler Efendi Yeşua Mesih’e iman ettiğimizde bize verdiği aynı armağanı Tanrı onlara da verdiyse, ben kim oluyorum ki, Tanrı’ya karşı çıkayım?”
Bunları duyunca sustular ve Tanrı’yı yücelterek, “Öyleyse Tanrı diğer uluslara da tövbe etme ve yaşama kavuşma bağışında bulundu!” dediler.
Stefanos’un öldürülmesiyle ortaya çıkan baskı sonucu dağılanlar, Fenike, Kıbrıs ve Antakya’ya kadar gittiler. Sözü sadece Yahudiler’e duyuruyorlardı.
Ama içlerinden Kıbrıslı ve Kireneli olan bazıları, Antakya’ya geldiklerinde Helenistler ile konuşup onlara Efendi Yeşua’yı duyurdular.
Onlar hakkındaki haber Yeruşalem’deki kilisenin kulaklarına ulaştı. Antakya’ya kadar gitmesi için Barnabas’ı gönderdiler.
O geldiğinde Tanrı’nın lütfunu görünce sevindi. Hepsini yürekten Efendi’ye yakın kalmaları için teşvik etti.
Onu bulunca Antakya’ya getirdi. Bir yıl boyunca orada bulunan toplulukla bir araya gelerek birçok insana öğrettiler. Öğrencilere ilk olarak Antakya’da Hristiyanlar denildi.
İçlerinden Hagavos adında biri ayağa kalkıp Ruh aracılığıyla, dünya üzerinde büyük bir kıtlık olacağını bildirdi. Bu da Klavdius’un günlerinde oldu.
Öğrenciler, her biri bolluğuna göre, Yahudiye’de yaşayan kardeşlere iletilmek üzere yardım göndermeye karar verdi.