Çünkü sık sık pranga ve zincirlerle bağlanmasına karşın pranga ve zincirleri parçalamıştı. Hiç kimse onunla baş edemiyordu.
Yüksek sesle haykırıp, “Ey Yeşua, Yüce Tanrı’nın Oğlu, benim seninle ne işim var? Tanrı aracılığıyla sana yalvarırım, bana işkence etme!” dedi.
Yeşua onlara izin verdi. Kirli ruhlar çıkıp domuzların içine girdiler. İki bin kadar olan o sürü, sarp yamaçtan aşağı denize atıldı, denizde boğuldu.
Domuzları güdenler kaçtılar, ve kentte ve diyarda olanları anlattılar. İnsanlar olup biteni görmek için geldi.
Yeşua’nın yanına geldiklerinde, bir tümen iblise tutulmuş olan adamı giyinmiş, aklı başında, otururken görünce korktular.
Yeşua tekneye girerken, önceden iblise tutulmuş olan adam kendisiyle birlikte kalmak için ona yalvardı.
Yeşua adama izin vermedi. Ona, “Evine, dostlarının yanına geri dön” dedi. “Efendi’nin senin için ne büyük şeyler yaptığını ve sana nasıl acıdığını onlara anlat.”
Adam kendi yoluna gitti ve Dekapolis’te Yeşua’nın kendisi için nasıl büyük şeyler yaptığını duyurmaya başladı. Herkes hayret içinde kaldı.
Yeşua teknede karşı kıyıya geçtiğinde, büyük bir kalabalık çevresinde toplandı. Kendisi deniz kıyısındaydı.
O’na “Kızım ölmek üzere. Lütfen gelip ellerini onun üzerine koy ki iyileşsin ve yaşasın!” diyerek çok yalvardı.
Yeşua onunla birlikte gitti. Büyük bir kalabalık da ardından gidiyor ve O’nu her yönden sıkıştırıyordu.
birçok hekimin elinden çok şeyler çekmiş, varını yoğunu harcamış, iyileşeceğine daha da kötü olmuştu.
Kadın Yeşua hakkında anlatılanları duymuştu, kalabalığın içinde arkadan gelip Yeşua’nın giysisine dokundu.
Yeşua, kendisinden bir gücün çıktığını hemen anladı. Kalabalığın içinde dönüp, “Giysilerime kim dokundu?” diye sordu.
Öğrencileri O’na, “Kalabalığın seni sıkıştırdığını görüyorsun! ‘Bana kim dokundu mu?’ diyorsun” dediler.
Kadın, kendisine ne olduğunun farkında olarak korkuyla titreyerek geldi. Yeşua’nın önünde yere kapandı ve O’na tüm gerçeği anlattı.
Yeşua daha konuşurken, havra yöneticisinin evinden insanlar gelip, “Kızın öldü. Öğretmeni neden hâlâ rahatsız ediyorsun?” dediler.
Yeşua havra yöneticisinin evine geldi ve gürültüyü, ağlayanları, yüksek sesle feryat edenleri gördü.
Onlar O’nunla alay ettiler. Ama Yeşua hepsini dışarı çıkardıktan sonra çocuğun babasını, annesini ve yanında olanları alıp çocuğun yattığı yere girdi.
Çocuğun elinden tutup, “Talita kumi!” dedi. Bunun tercümesi, “Kızım, sana söylüyorum, kalk!” demektir.