“İki gün sonra Pesah geliyor ve İnsanoğlu’nun çarmıha gerilmek üzere ele verileceğini biliyorsunuz” dedi.
O zaman başkâhinler, yazıcılar ve halkın ihtiyarları, Kayafa denen başkâhinin avlusunda toplandılar.
yanına bir kadın geldi. Kadın kaymaktaşından bir kap içinde çok değerli, güzel kokulu bir yağ getirmişti. Yeşua sofrada otururken, kadın bu yağı O’nun başına döktü.
Size doğrusunu söyleyeyim, bu Müjde dünyanın neresinde duyurulursa, bu kadının yaptığı da onun anısına söylenecektir.”
Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü, öğrenciler Yeşua’ya gelip, “Pesah'ı yemen için nerede hazırlık yapmamızı istersin?” dediler.
Yeşua, “Kentte girip şu kişiye gidin ve ona şöyle deyin, ‘Öğretmen diyor ki, zamanım yaklaştı. Pesah'ı öğrencilerimle birlikte senin evinde tutacağım.’”
Bunu duyduklarına çok kederlendiler ve her biri O’na, “Ben değilim değil mi, Efendimiz?” diye sormaya başladılar.
“İnsanoğlu, kendisi hakkında yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama İnsanoğlu’na kendisi aracılığıyla ihanet eden o adamın vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.”
Onlar yemek yerken Yeşua eline ekmek aldı, onun için şükredip ekmeği parçaladı. Öğrencilerine verip şöyle dedi: “Alın, yiyin; bu benim bedenimdir.”
Ama size şunu söyleyeyim, Babam’ın Krallığı'nda sizinle birlikte taze olarak içeceğim o güne dek asmanın bu ürününden artık içmeyeceğim” dedi.
O zaman Yeşua onlara: “Bu gece hepiniz benim yüzümden tökezleyip düşeceksiniz” dedi. “Çünkü ‘Çobanı vuracağım ve sürünün koyunları dağılacak’ yazılmıştır.
Petrus O’na, “Seninle birlikte ölmem gerekse bile, seni inkâr etmeyeceğim” dedi. Öğrencilerin hepsi de aynı şeyi söyledi.
O zaman Yeşua öğrencileriyle birlikte Getsemani adlı bir yere geldi. Öğrencilerine, “Ben şuraya gidip dua edeceğim, siz burada oturun” dedi.
Sonra onlara, “Canım ölüm derecesinde çok kederli. Burada kalın ve benimle birlikte uyanık durun” dedi.
Biraz ileri gidip, yüzüstü yere kapandı. Şöyle dua etti: “Baba, mümkünse bu kâse benden geçsin. Yine de, benim isteğim değil, senin isteğin olsun.”
Öğrencilerine geldi ve onları uyurken buldu. Petrus’a, “Benimle birlikte bir saat bile uyanık duramadınız mı?
Yeşua ikinci kez gidip şöyle dua etti: “Baba, eğer ben içmeden bu kâse benden geçemeyecek ise, senin isteğin olsun.”
O zaman öğrencilerin yanına gelerek, “Hâlâ uyuyor ve dinleniyor musunuz? İşte, saat yaklaştı ve İnsanoğlu günahkârların eline veriliyor.
O daha konuşurken, işte, Onikiler’den biri olan Yahuda gedi. Onunla birlikte başkâhinler, halkın ihtiyarları, kılıçlarla sopalarla büyük bir kalabalık da geldi.
Yeşua’ya ihanet eden Yahuda, “Kimi öpersem, Yeşua O’dur. O’nu tutuklayın” diye onlara işaret vermişti.
Yeşua ona, “Arkadaş, neden buradasın?” dedi. O zaman onlar gelip Yeşua’nın üzerine elllerini koydular ve O'nu tuttular.
İşte, Yeşua’yla birlikte olanlardan biri, elini uzatıp kılıcını çekti ve başkâhinin hizmetkârının kulağını kesti.
Yoksa Babam’dan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? O da bana on iki tümenden fazla melekleri şimdi bile gönderirdi.
O saatte Yeşua kalabalığa şöyle dedi: “Bir hayduta karşıymış gibi kılıçlarla ve sopalarla beni yakalamaya mı geldiniz? Her gün tapınakta oturup öğretiyordum, beni tutuklamadınız.
Ama bütün bunlar, peygamberlerin yazıları yerine gelsin diye oldu.” O zaman bütün öğrenciler Yeşua’yı bırakıp kaçtı.
Yeşua’yı tutmuş olanlar, O'nu yazıcılar ve ihtiyarların da toplanmış oldukları Başkâhin Kayafa’ya götürdüler.
Ama Petrus başkâhinin avlusuna kadar Yeşua’yı uzaktan takip etti. Sonucu görmek için içeri girip nöbetçilerle birlikte oturdu.
Başkâhinler, ihtiyarlar ve bütün kurul, Yeşua’yı öldürebilmek için O’na karşı yalancı tanık aradılar.
Ama bulamadılar. Birçok yalancı tanık öne çıkmasına rağmen bulamadılar. Sonunda iki yalancı tanık öne çıktı.
Başkâhin ayağa kalkıp Yeşua’ya, “Hiç yanıtın yok mu? Nedir bunların sana karşı ettikleri bu tanıklıklar?”
Yeşua sessiz kaldı. Başkâhin ise O’na, “Yaşayan Tanrı aracılığıyla sana ant içtiriyorum, söyle bize, sen Tanrı’nın Oğlu Mesih misin?”
Yeşua ona, “Sen söylemiş oldun. Yine de size şunu söyleyeyim, bundan sonra İnsanoğlu’nun Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz.”
Bunun üzerine başkâhin giysilerini yırtarak şöyle dedi: “Küfretti! Artık daha fazla tanıklara niye ihtiyacımız olsun? İşte, O’nun küfrünü duyduk.
Petrus dışarıda avluda oturuyordu ve bir hizmetçi kız ona gelip, “Sen de Galileli Yeşua’yla birlikteydin!” dedi.
Avlu kapısının önüne çıktığında, başka biri orada bulunanlara, “Bu adam da Nasıralı Yeşua’yla birlikteydi” dedi.
Kısa bir süre sonra yanında duranlar gelip Petrus’a, “Gerçekten sen de onlardansın, çünkü konuşman seni tanıtıyor” dediler.