Ama akıllılar onlara şöyle dediler: ‘Ya size ve bize yetmezse? Siz en iyisi satıcılara gidip kendiniz için satın alın.’
Onlar almaya giderken güvey geldi. Hazır olanlar onunla birlikte düğün ziyafetine girdiler ve kapı kapandı.
“Çünkü bu, başka bir ülkeye giden bir adamın, hizmetkârlarını çağırıp mallarını onlara emanet etmesine benzer.
Adam, her birine kendi yeteneğine göre, birine beş, birine iki, birine bir talant verdi. Sonra yolculuğa çıktı.
Beş talant alan beş talant daha getirip, ‘Efendim, bana beş talant teslim etmiştin; işte, beş talant daha kazandım.’ dedi.”
“Efendisi ona, ‘Aferin, iyi ve sadık hizmetkâr’ dedi. Sen az şeyde sadık olduğunu gösterdin, ben de seni çok şeyin üzerine koyacağım. Efendinin şenliğine gir.’”
“İki talant alan da geldi ve ‘Efendim, bana iki talant teslim etmiştin; işte, iki talant daha kazandım’ dedi.”
“Efendisi ona, ‘Aferin, iyi ve sadık hizmetkâr’ dedi. Sen az şeyde sadık olduğunu gösterdin, ben de seni büyük şeylerin üzerine koyacağım. Efendinin şenliğine gir.’”
“Sonra bir talant alan da geldi. ‘Efendimiz, senin sert bir adam olduğunu, ekmediğin yerden biçtiğini, harman savurmadığın yerden devşirdiğini biliyordum.
“Ancak efendisi ona yanıt verip dedi, ‘Seni kötü ve tembel hizmetkâr. Ekmediğim yerden biçtiğimi, harman savurmadığım yerden devşirdiğimi biliyordun.
“Ancak İnsanoğlu görkem içinde bütün kutsal melekleriyle birlikte geldiğinde, o zaman görkemli tahtına oturacak.
Bütün uluslar O’nun önünde toplanacak. O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, onları birbirinden ayıracak.
O zaman Kral sağındakilere, ‘Gelin, Babam’ın kutsadıkları, dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan krallığı miras alın.
Çünkü acıkmıştım bana yiyecek verdiniz. Susamıştım bana içecek verdiniz. Yabancıydım beni içeri aldınız.
“Kral onlara şöyle yanıt verecek: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, çünkü bu kardeşlerimin en küçüklerinden birisi için yaptınız, benim için yapmış oldunuz.’
O zaman solundakilere şöyle diyecek: ‘Benim yanımdan Şeytan ve melekleri için hazırlanmış olan ebedi ateşe gidin ey lanetliler.
Yabancıydım, beni içeri almadınız. Çıplaktım, beni giydirmediniz. Hastaydım, hapisteydim, beni ziyaret etmediniz.’”
“O zaman onlar da, ‘Efendimiz, biz seni ne zaman aç, susuz, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de sana yardım etmedik?’ diye yanıt verecekler.”
“O zaman onlara yanıt verip diyecek: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, çünkü bu en küçüklerinden birisi için bunu yapmadınız, benim için de yapmamış oldunuz.