Geceleyin Yeşua’ya gelip, “Rabbuni, senin Tanrı’dan gelen bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü Tanrı kendisiyle birlikte olmadıkça, hiç kimse senin yaptığın bu belirtileri yapamaz” dedi.
Yeşua ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça, Tanrı’nın Krallığı'nı göremez” dedi.
Nikodim O'na, “Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?” dedi.
Yeşua şöyle yanıt verdi: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkça, Tanrı’nın Krallığı'na giremez.
Rüzgâr dilediği yerde eser, sesini duyarsın, ama nereden gelip nereye gittiğini bilemezsin. Ruh’tan doğan herkes de böyledir.”
Sana doğrusunu söyleyeyim, biz bildiğimizi söylüyoruz, gördüğümüze tanıklık ediyoruz ve siz bizim tanıklığımızı kabul etmiyorsunuz.
Size yeryüzüyle ilgili şeyleri söylediğimde inanmazsanız, gökle ilgili şeyleri söylediğimde nasıl inanacaksınız?
Çünkü Tanrı dünyayı o kadar sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman eden hiç kimse mahvolmasın, ancak sonsuz yaşama sahip olsun.
Çünkü Tanrı, Oğlu’nu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi. Dünya O’nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.
O’na iman eden yargılanmaz. İman etmeyen zaten yargılanmıştır, çünkü Tanrı’nın biricik Oğlu’nun adına iman etmemiştir.
Yargı da şudur: Dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışıktan çok karanlığı sevdiler. Çünkü işleri kötüydü.
Bundan sonra Yeşua, öğrencileriyle birlikte Yahudiye diyarına geldi. Orada onlarla kaldı ve vaftiz etti.
Yuhanna da Salim yakınlarındaki Aynon’da vaftiz ediyordu. Çünkü orada çok su vardı. Birçokları gelip vaftiz oldular.
Onlar Yuhanna’ya gelip ona şöyle dediler: “Rabbuni, Yarden'in ötesinde birlikte olduğun ve kendisi için tanıklık ettiğin kişi, işte, O vaftiz ediyor ve herkes O’na gidiyor.”
Gelin kiminse güvey odur. Ama güveyin yanında duran ve onu dinleyen dostu, güveyin sesinden çok sevinir. Böylece benim sevincim tamam oldu.
Yukarıdan gelen herkesten üstündür. Yeryüzünden gelen, yeryüzüne aittir ve yeryüzünden söz eder. Gökten gelen herkesten üstündür.