Hasta olan Lazar, Efendi’ye güzel kokulu yağ sürüp saçlarıyla ayaklarını silen Mariyam’ın kardeşiydi.
Bunun üzerine kız kardeşler, “Efendimiz, çok sevdiğin kişi hasta” diyerek Yeşua’ya haber gönderdiler.
Yeşua bunu duyunca, “Bu hastalık ölüm için değil; Tanrı Oğlu bununla yücelsin diye, Tanrı'nın yüceliği içindir.” dedi.
Öğrencileri O’na, “Rabbuni, Yahudiler seni taşlamaya kalkıştılar. Yine mi oraya gidiyorsun?” diye sordular.
Yeşua onlara, “Gün ışığının on iki saati yok mu? Gündüz yürüyen sendelemez. Çünkü bu dünyanın ışığını görür.
Bunları söyledikten sonra onlara şöyle dedi, “Dostumuz Lazar uyudu, ama ben onu uykudan uyandırmaya gidiyorum.”
Bunun üzerine Didimos diye anılan Tomas diğer öğrencilere, “Biz de gidelim, onunla birlikte ölelim” dedi.
Marta O'na, “Evet, Efendimiz” dedi. “Senin, dünyaya gelecek olan Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna iman ettim.”
Bunu söyledikten sonra gidip kız kardeşi Mariyam’ı gizlice çağırdı. “Öğretmen burada, seni çağırıyor” dedi.
Mariyam’la birlikte evde bulunan ve onu avutan Yahudiler, Mariyam’ın hızlıca kalkıp dışarı çıktığını görünce, “Orada ağlamak için mezara gidiyor” diyerek onun peşinden gittiler.
Mariyam, Yeşua’nın bulunduğu yere gelince O'nu gördü ve ayaklarına kapanıp O'na, “Efendimiz, burada olsaydın, kardeşim ölmezdi” dedi.
Bunun üzerine Yeşua yine içinden inleyerek mezara geldi. Mezar bir mağaraydı ve önünde bir taş duruyordu.
Yeşua, “Taşı kaldırın” dedi. Ölmüş olanın kız kardeşi Marta, “Efendimiz, bu zamana dek artık kokmuştur, öleli dört gün oldu” dedi.
Böylece ölünün yattığı yerden taşı kaldırdılar. Yeşua gözlerini kaldırıp, “Baba, beni dinlediğin için sana şükrediyorum.
Beni her zaman dinlediğini biliyorum. Ama bunu etrafımda duran kalabalık için, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim” dedi.
Ölmüş olan dışarı çıktı. Eli ve ayağı sargılarla bağlı ve yüzü bir bezle sarılıydı. Yeşua onlara, “Onu çözün, bırakın gitsin” dedi.
Bunun üzerine başkâhinler ve Ferisiler Yüksek Kurul’u toplayıp, “Ne yapacağız? Bu adam birçok belirti gerçekleştiriyor” dediler.
“O’nu böylece bırakırsak, herkes O’na iman edecek. Romalılar da gelip hem yerimizi hem de ulusumuzu kaldıracaklar.”
“Bütün ulus yok olmasın diye halk için bir adamın ölmesi bizim yararımıza olduğunu görmüyor musunuz?”
Yalnızca ulus için değil, Tanrı’nın dağılmış çocuklarını bir araya toplamak için de öleceğini peygamberlik etti.
Bu nedenle Yeşua artık Yahudiler arasında açıktan dolaşamaz oldu. Oradan çöle yakın bir yere, Efraim adlı kente gitti. Öğrencileriyle birlikte orada kaldı.
Yahudiler’in Pesah'ı yakındı. Taşradan birçok kişi kendilerini arındırmak üzere Pesah'dan önce Yeruşalem’e çıktılar.
Sonra Yeşua’yı aradılar, tapınaktayken birbirlerine, “Ne dersiniz, bayrama hiç gelmeyecek mi?” diye konuşuyorlardı.