“Size doğrusunu söyleyeyim, koyun ağılına kapıdan girmeyip de başka yoldan tırmanan kişi hırsız ve hayduttur.
Kapıyı bekleyen ona kapıyı açar ve koyunlar onun sesini dinler. Kendi koyunlarını adıyla çağırır ve onları dışarı çıkarır.
Kendi koyunlarını dışarı çıkardığında önlerinden gider ve koyunları onu izler. Çünkü onun sesini bilirler.
Hiçbir şekilde bir yabancının ardından gitmezler, ondan kaçarlar. Çünkü yabancıların sesini tanımazlar.”
Hırsız yalnızca çalıp, öldürmek ve yok etmek için gelir. Ben insanlar yaşama, bolca yaşama sahip olsunlar diye geldim.
Koyunların çobanı ve sahibi olmayan ücretli adam, kurdun geldiğini görünce, koyunları bırakıp kaçar. Kurt, koyunları kapar ve onları dağıtır.
Bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var. Onları da getirmeliyim. Sesimi işitecekler, böylece tek çobanla tek sürü olacaklar.
Onu kimse benden almaz, ama onu ben kendim veririm. Onu vermeye de yeniden geri almaya da gücüm var. Bu buyruğu Babam’dan aldım.”
Başkaları ise, “Bunlar iblise tutulmuş bir adamın sözleri değil” dedi. “İblis, körlerin gözlerini açabilir mi hiç?”
Bunun üzerine Yahudiler O’nun çevresini sardılar ve O’na, “Bizi daha ne kadar kuşku içinde bırakacaksın? Eğer Mesih isen, bize açıkça söyle” dediler.
Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Size söyledim, ama inanmıyorsunuz. Babam’ın adıyla yaptığım işler benim hakkımda tanıklık ediyor.
Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Size Babam’dan birçok iyi işler gösterdim. Bu işlerden hangisi için beni taşlıyorsunuz?”
Yahudiler O’na, “Seni iyi işlerden dolayı değil, ettiğin küfür için taşlıyoruz. Çünkü insanken kendini Tanrı yaptın” dediler.
‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ dediğim için, Baba'nın ayırıp dünyaya gönderdiği kişiye mi, ‘Küfrediyorsun’ diyorsunuz?
Yok eğer yapıyorsam, bana iman etmeseniz bile, yapılan işlere inanın. Öyle ki Baba’nın bende, benim de Baba’da olduğumu bilip iman edesiniz.”
Birçokları O’na geldi. “Gerçi Yuhanna hiç belirti yapmadı. Ama Yuhanna’nın bu adam hakkında söylediği her şey doğru” diyorlardı.