Onlardan bazıları iman etmemişse ne olmuş? Onların imansızlıkları Tanrı’nın sadakatini geçersiz kılar mı?
Kesinlikle hayır! Herkes yalancı olsa bile, Tanrı’nın doğru olduğu bilinmelidir. Yazılmış olduğu gibi: “Öyle ki sözlerinde haklı çıkasın, ve yargıladığında galip gelesin.”
Ama bizim haksızlığımız Tanrı’nın adaletini gösteriyorsa, ne diyelim? Gazapla cezalandıran Tanrı haksız mı? İnsan gibi söylüyorum.
Tanrı’nın doğruluğu, benim yalanımla O’nun yüceliği için çoğaldıysa, ben neden hâlâ bir günahkâr olarak yargılanıyorum?
Bazılarının bizi karalayarak, söylediğimizi iddia ettiği gibi niçin, “Kötülük yapalım da bundan iyilik çıksın” demeyelim? Bunu söyleyenler haklı olarak yargılanacaklar.
Öyleyse, biz onlardan daha mı üstünüz? Kesinlikle hayır! Daha önce hem Yahudiler’i hem de Grekler’in hepsinin günah altında oldukları konusunda uyarmıştık.
Şimdi biliyoruz ki, Kutsal Yasa’da söylenen her şey Yasa altında bulunan kişilere söylenmiştir; her ağız kapansın, bütün dünya Tanrı’nın yargısı altına getirilsin.
Çünkü hiç kimse Yasa’nın işleriyle Tanrı önünde aklanmaz. Çünkü Yasa aracılığıyla günah bilgisi gelir.
Ama şimdi, Yasa’dan ayrı olarak, Tanrı’nın doğruluğu açıklandı. Yasa ve peygamberler buna tanıklık etmektedir.
Tanrı’nın doğruluğuna Yeşua Mesih’e iman etmekle kavuşulur. Buna iman eden herkes kavuşur. Hiç ayrım yoktur.
Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve iman yoluyla benimsenen kurban olarak gönderdi. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip önceden işlenmiş günahları cezasız bıraktı.
Bunu, adaletini bu zamanda gözler önüne sermek, adil olduğunu ve Yeşua Mesih’e iman edenleri akladığını göstermek amacıyla yaptı.
O halde övünme nerededir? O hariç tutulmuştur. Ne tür yasayla? İşlerinkiyle mi? Hayır, ancak iman yasasıyla.
Yoksa Tanrı yalnızca Yahudiler’in Tanrısı mı? O, öteki ulusların da Tanrısı değil mi? Evet öteki ulusların da,