Bu nedenle kardeşlerim, Tanrı'nın merhametleri için size yalvarırım, bedenlerinizi diri, kutsal, Tanrı'ya yaraşır birer kurban olarak sunun. Bu sizin ruhsal tapınmanızdır.
Bu dünyaya uymayın, tersine Tanrı’nın iyi, beğenilir ve kusursuz isteğinin ne olduğunu anlayabilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin.
Bana verilen lütufla hepinize söylüyorum: Kimse kendisini gereğinden daha yüksek saymasın. Bunun yerine, herkes Tanrı’nın her bir insana verdiği iman ölçüsüne göre sağduyu ile düşünsün.
Çünkü bir bedende aynı işleve sahip olmayan birçok üyenin olduğu gibi, çok sayıda olan bizler de Mesih’te bir bedeniz ve birbirimizin üyeleriyiz.
Bize verilen lütfa göre, farklı ruhsal armağanlara sahibiz. Armağanımız peygamberlikse, imanımız oranında peygamberlik edelim.
Öğüt veren, öğütte bulunsun. Veren, bunu cömertçe yapsın. Yöneten, gayretle yönetsin. Merhamet gösteren, neşeyle yapsın.
Birbirinize karşı aynı düşüncede olun. Yüksek şeyleri düşünmeyin, ama alçakgönüllülerle arkadaşlık edin. Kendi kendinize bilgiçlik taslamayın.
Ey sevgililer, kendiniz için öç almayın; bunu Tanrı’nın gazabına bırakın. Çünkü şöyle yazılmıştır: “‘Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim’ diyor Efendi.”
Bu nedenle “Eğer düşmanın açsa onu doyur, eğer Susamışsa su ver. Böyle yaparak onun başına kızgın ateş korlarını yığmış olursun.”