Çünkü Tanrı'nın doğruluğunu bilmedikleri ve kendi doğruluklarını kurmaya çalıştıkları için, Tanrı’nın doğruluğuna tabi olmadılar.
Çünkü Moşe, Kutsal Yasa doğruluğu hakkında şöyle yazıyor: “Onları yapan, onlar aracılığıyla yaşayacaktır.”
İmandan olan doğruluk ise şöyle diyor: “Kendi yüreğinde, ‘Göğe, yani Mesih’i indirmeye kim çıkacak?’ deme.’
Eğer Yeşua’nın Efendi olduğunu ağzınla söylersen ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yüreğinde iman edersen kurtulacaksın.
Çünkü Yahudi Grek ayrımı yoktur. Aynı Efendi hepsinin Efendisi’dir, kendisini çağıran herkese karşı zengindir.
Öyleyse iman etmedikleri kişiyi nasıl çağıracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Duyuran olmazsa nasıl duyacaklar?
Eğer gönderilmezlerse, nasıl duyuracaklar? Yazılmış olduğu gibi: “Esenlik Müjdesi'ni duyuranların, iyi şeylerin müjdesini getirenlerin ayakları ne güzeldir!”
Ama yine de hepsi sevindirici haberi dinlemediler. Çünkü Yeşaya, “Efendi, haberimize kim inandı?” diyor.
Ama soruyorum: Duymadılar mı? Kuşkusuz duydular. “Sesleri bütün yeryüzüne, sözleri dünyanın uçlarına vardı.”
Ama soruyorum: İsrael bilmiyor muydu? İlkin Moşe şöyle diyor: “Sizi ulus olmayanla kıskandıracağım.’ Anlayıştan yoksun bir ulusla sizi öfkelendireceğim.”
Yeşaya da çok cesurca şöyle diyor: “Beni aramayanlar tarafından bulundum. Beni sormayanlara kendimi gösterdim.”