atlılar saldırıyor, kılıçlar çakıyor, mızraklar parlıyor, ölüler kalabalığı ve büyük ceset yığını, cesetlerin sonu yok. Cesetlere ayakları takılıyor
çünkü o çekici fahişenin, büyücüler hanımının fahişeliğinin çokluğu yüzündendir, fuhuşuyla ulusları, büyücülüğüyle aileleri satıyor.
Ordular Yahvesi şöyle diyor, “İşte sana karşıyım, eteklerini yüzüne kaldıracağım. Çıplaklığını uluslara, ayıbını krallıklara göstereceğim.
Sana bakanların hepsi senden kaçacak ve, ‘Ninova yıkıldı! Onun için kim yas tutacak?’ diyecek. Senin için nereden teselliciler arayayım?”
Sen, ırmakların arasında bulunan, suları çevresinde olan, suru deniz, duvarı denizden olan No Amon’dan daha mı iyisin?
Ama o sürüldü. Sürgüne gitti. Yavruları da bütün sokak başlarında parçalandılar, onurlu adamları için kura çektiler, bütün büyük adamları zincire vuruldular.
Senin bütün kalelerin ilk turfandaları ile incir ağaçları gibi olacak. Eğer silkelenirse, yiyenin ağzına düşecekler.
İşte, aranızdaki askerler kadınlardır. Ülkenizin kapıları düşmanlarınıza ardına kadar açıktır. Ateş senin kapı sürgülerini yiyip bitirdi.
Orada ateş seni yiyip bitirecek. Kılıç seni kesip atacak. Çekirge gibi yiyip bitirecek. Çekirgeler gibi çoğalın. Genç çekirge gibi çoğalın.
Senin muhafızların çekirgeler gibidir, memurların çekirge sürüleri gibidir. Soğuk bir günde surlara konarlar, ama güneş çıkınca kaçarlar ve nerede oldukları bilinmez.
Çobanların uyuyor, ey Aşur Kralı. Soyluların yatıyor. Halkın dağlar üzerinde dağılmış, onları toplayacak kimse yok.