O’nun öğrencilerinden bazılarının murdar, yani yıkanmamış ellerle yemek yediğini görünce, kusur buldular.
Çünkü Ferisiler ve Yahudiler, atalarının töresini tutarlar ellerini ve kollarını yıkamadan yemek yemezler.
Çarşıdan geldiklerinde yıkanmadıkça yemek yemezler. Bunun yanı sıra kâselerin, testilerin, bakır kapların yıkanmasıyla ilgili başka birçok töreyi de tutmayı kabul etmişlerdir.
Ferisiler ve yazıcılar Yeşua’ya “Öğrencilerin neden atalarımızın töresine göre yürümüyorlar? Murdar ellerle neden yemek yiyorlar?” diye sordular.
Yeşua onlara şu karşılığı verdi: “Yeşaya siz ikiyüzlüler hakkında iyi peygamberlik etmiştir! Yazılmış olduğu gibi, ‘Bu halk dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzaktır.
“Çünkü siz Tanrı’nın buyruğunu bir yana koyuyor, insanların töresini sıkıca tutuyorsunuz; kâselerin, kapların yıkanması ve bunun gibi daha birçok şey yapıyorsunuz.”
Çünkü Moşe, ‘Babana ve annene saygı göstereceksin’ ve ‘Babasına ya da annesine söven öldürülsün’ demiştir.
Ama siz, ‘Bir adam babasına ya da annesine, benden sana yararlı olacak şey kurbandır, yani Tanrı’ya adanmıştır derse,
Böylece aktardığınız törenizle Tanrı’nın sözünü hükümsüz kılmış oluyorsunuz. Bunun gibi çok şeyler yapıyorsunuz.”
“İnsanın dışından, içine giren hiçbir şey onu kirletemez. İnsanı kirleten, insanın içinden çıkan şeylerdir.
Onlara, “Siz de mi anlayışsızsınız? İnsana dışarıdan giren hiçbir şeyin onu kirletemeyeceğini anlamıyor musunuz?
Çünkü o yüreğine değil, midesine gider, sonra da helaya atılır, bütün yiyecekler temiz yapılmaz mı?”
açgözlülük, kötülük, hile, şehvet dolu düşünceler, kötü gözle bakmak, küfür, kibir ve akılsızlık içerden, insanın yüreğinden çıkar.
Yeşua oradan kalkıp Sur ve Sayda sınırlarına gitti. Bir eve girdi ve kimsenin bilmesini istemiyordu. Ama halkın dikkatinden kaçmadı.
Çünkü küçük kızında kirli ruh olan bir kadın, Yeşua’yla ilgili haberi duydu ve geldi. O’nun ayaklarına kapandı.
Yahudi olmayan bu kadın Yunanlı olup Suriye-Fenike ırkındandı. İblisi kızından kovması için yalvardı.
Ama Yeşua ona, “Önce çocuklar doysun, çünkü çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak uygun değildir” dedi.
Yeşua Sur ve Sayda sınırlarından ayrılıp Dekapolis bölgesinin ortasından geçerek yine Galile Denizi’ne geldi.
Yeşua onu kalabalığın arasından ayrıca bir yana çıkardı. Parmaklarını adamın kulaklarına soktu, tükürüp diline dokundu.
Yeşua oradakilere bundan kimseye söz etmemelerini buyurdu. Ama onları ne kadar buyurursa onlar o kadar çok haberi yaydılar.