Peygamberlerde yazılı olduğu gibi, “İşte, habercimi senin önünden gönderiyorum; o senin önünde yolumu hazırlayacak.”
Bütün Yahudiye ülkesi ve Yeruşalemliler’in hepsi ona çıkıyorlardı. Günahlarını itiraf ederek onun tarafından Yarden Irmağı’nda vaftiz ediliyorlardı.
Şunu duyurup diyordu: “Benden sonra, benden daha güçlü olan geliyor. Eğilip O’nun çarıklarının bağını çözmeye ben layık değilim.
Çölde kırk gün kaldı ve Şeytan tarafından denendi. Vahşi hayvanlarla birlikteydi ve melekler O’na hizmet ediyordu.
Galile Denizi'nin kıyısından geçerken, Simon ile kardeşi Andreas’ı denize ağ atarken gördü. Çünkü onlar balıkçıydı.
Yeşua oradan biraz ilerleyince, Zebedi’nin oğulları Yakov ile kardeşi Yuhanna’yı gördü. Teknede ağlarını onarıyorlardı.
Hemen onları çağırdı. Onlar da babaları Zebedi’yi işçilerle birlikte teknede bırakıp Yeşua’nın ardından gittiler.
O anda havralarında bulunan kirli ruhu olan bir adam, “Ey Nasıralı Yeşua, bizden ne istiyorsun?” diyerek bağırdı.
Hepsi şaştılar ve kendi aralarında, “Bu nedir? Yeni bir öğreti mi? Kirli ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da itaat ediyor!” dediler.
Çeşitli hastalıklara yakalanmış birçok kişiyi iyileştirdi ve birçok iblisi kovdu. İblislerin konuşmasına izin vermedi çünkü O’nu tanıyorlardı.
Sabah erkenden, hava daha aydınlanmadan Yeşua kalkıp dışarı çıktı. Issız bir yere gidip orada dua etti.
Yeşua onlara, “Başka yakındaki kasabalara gidelim, oralarda da duyurayım” dedi. “Çünkü ben bunun için çıktım.”
“Sakın kimseye bir şey söyleme! Git, kendini kâhine göster ve onlara tanıklık olsun diye, temizliğin için Moşe’nin buyurduğu şeyleri sun” dedi.