Sabahleyin hemen başkâhinler, ileri gelenler, yazıcılar ve bütün kurul bir danışma toplantısı düzenledi. Yeşua’yı bağladılar, götürüp Pilatus’a teslim ettiler.
Pilatus O’na yeniden sordu, “Hiç yanıt vermeyecek misin? Bak, birçok şeyle sana karşı tanıklık ediyorlar!” dedi.
Kalabalık, ondan her zamanki gibi kendileri için birinin salıverilmesini yüksek sesle istemeye başladı.
Pilatus onlara, “Neden, O ne kötülük yaptı ki?” dedi. Onlar ise seslerini daha da yükselterek, “O’nu çarmıha ger!” diyerek bağrıştılar.
Kalabalığı memnun etmek isteyen Pilatus, Barabba’yı onlar için salıverdi. Yeşua’yı kırbaçlattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere teslim etti.
O’nunla alay ettikten sonra mor giysiyi üzerinden çıkarıp kendi giysilerini giydirdiler. O’nu çarmıha germek üzere dışarı çıkardılar.
Kırdan dönen Simon adında Kireneli bir adam geçiyordu. İskender ve Rufus’un babası olan bu adama, Yeşua’nın çarmıhını zorla taşıttılar.
Yeşua’yı çarmıha gerdiler. Kime ne düşecek diye giysilerini kendi aralarında paylaşmak için kura çektiler.
Oradan geçenler başlarını sallayarak Yeşua’ya sövüyorlardı! O’na, “Hani! Ey sen, tapınağı yıkıp üç günde kuran,
Aynı şekilde, yazıcılarla başkâhinler de O’nunla alay edip kendi aralarında, “Başkalarını kurtardı. Kendini kurtaramıyor” diyorlardı.
“İsrael’in Kralı Mesih şimdi çarmıhtan aşağı insin de, görüp O'na inanalım.” O’nunla birlikte çarmıha gerilmiş olanlar da O’nu aşağıladılar.
Dokuzuncu vakitte Yeşua yüksek sesle, “Elohi, Elohi, lama şevaktani?” tercümesi şöyledir, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı.
Biri koşup bir süngeri sirkeyle doldurdu, bir kamışın ucuna takarak Yeşua’ya içirdi. “Durun bakalım, Eliya gelip O’nu aşağı indirecek mi?” dedi.
Karşısında duran yüzbaşı O’nun böyle bağırıp son nefesini verdiğini görünce, “Gerçekten bu adam Tanrı’nın Oğlu’ydu!” dedi.
Olup bitenleri uzaktan izleyen kadınlar vardı. Magdalalı Mariyam, küçük Yakov’un ve Yose’nin annesi Mariyam ve Salome bunların arasındaydı.
Yeşua Galile’deyken O’nun ardından gitmişler ve kendisine hizmet etmişlerdi. Yeşua’yla birlikte Yeruşalem’e gelen daha birçok kadın vardı.
Tanrı’nın Krallığı'nı bekleyen ve Yüksek Kurul’un saygın bir üyesi olan Aramatyalı Yosef geldi. Yosef cesaretle Pilatus’a gidip Yeşua’nın cesedini istedi.
Pilatus Yeşua’nın çoktan ölmüş olmasına şaşırdı. Yüzbaşıyı çağırıp, “Yeşua öleli çok oldu mu?” diye sordu.
Yosef keten bir bez satın aldı. Yeşua’nın cesedini çarmıhtan aşağı indirip keten beze sardı. Cesedi kayaya oyulmuş bir mezara yatırdı. Mezarın girişine bir taş yuvarladı.