Yeşua ona şöyle yanıt verdi: “‘İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, ama Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar’ diye yazılmıştır.”
“Eğer sen Tanrı’nın Oğlu’ysan, kendini aşağı at” dedi, “Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Tanrı senin için meleklerine buyruk verecek.’ ‘Ayağın bir taşa çarpmasın diye Seni elleri üzerinde taşıyacaklar.’”
Yine İblis O’nu çok yüksek bir dağa götürdü. O’na dünyanın bütün krallıklarını ve görkemini gösterdi.
Sonra Yeşua ona, “Çekil Şeytan! Çünkü; ‘Tanrın Efendi’ye tapınacaksın ve yalnız O’na hizmet edeceksin’ diye yazılmıştır.”
O zamandan itibaren Yeşua şu çağrıda bulunmaya başladı: “Tövbe edin! Çünkü Göğün Krallığı yakındır.”
Yeşua, Galile Gölü kıyısında yürürken iki kardeşi gördü; Petrus denilen Simon ve kardeşi Andreas denize ağ atıyordu; çünkü onlar balıkçıydı.
Oradan giderken, diğer iki kardeşi, Zebedi’nin oğulları Yakov ve kardeşi Yuhanna’yı gördü. Babaları Zebedi’yle birlikte teknede ağlarını onarıyorlardı. Onları çağırdı.
Yeşua, havralarda öğreterek, krallığın Müjdesi’ni duyurarak, halk arasındaki her hastalığı, her illeti iyileştirerek bütün Galile’yi dolaştı.
O’nunla ilgili haber bütün Suriye’ye yayıldı. Türlü hastalıklara yakalanmış bütün hastaları, eziyet çekenleri, iblise tutulmuş olanları, saralıları, felçlileri O’na getirdiler; onları iyileştirdi.