“Size doğrusunu söyleyeyim” dedi. “Dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Cennetin Krallığı'na asla giremezsiniz.
Ama kim bana iman eden bu küçüklerden birinin tökezlemesine neden olursa, boynuna kocaman bir değirmen taşı asılıp denizin dibine atılması kendisi için daha iyi olur.”
“Tökezleme ortamları yüzünden dünyanın vay haline! Tökezleme ortamlarının gelmesi gerekir. Ama o ortama aracılık eden o kişinin vay haline!
Elin ya da ayağın tökezlemene neden olursa, onu kes ve kendinden at. Senin için çolak ve topal olarak yaşama girmek, iki el, iki ayakla ebedi ateşe atılmaktan daha iyidir.
Gözün tökezlemene neden olursa, onu çıkar ve kendinden at. Senin için tek gözle yaşama girmek, iki gözle Gehenna ateşine atılmaktan daha iyidir.
Bu küçüklerden birini hor görmekten sakının! Çünkü size derim ki, onların gökteki melekleri, gökteki Babam’ın yüzünü her zaman görürler.
“Siz ne düşünüyorsunuz? Bir adamın yüz koyunu olup da onlardan biri yolundan sapsa, doksan dokuzunu dağlarda bırakıp yolundan sapmış olanı aramaya gitmez mi?
Size doğrusunu söyleyeyim, onu bulursa, yolundan sapmamış doksan dokuz koyundan daha çok onun için sevinir.
“Kardeşin sana karşı günah işlerse, git, yalnızca onunla senin arasında suçunu ona göster. Seni dinlerse, kardeşini geri kazanmış olursun.
Ama dinlemezse, yanına bir ya da iki kişi daha al ki, her söz iki ya da üç tanık ağzıyla kanıtlansın.
Onları da dinlemeyi reddederse bunu topluluğa söyleyin. Topluluğu da dinlemeyi reddederse, o sana Tanrı tanımaz gibi ya da vergi görevlisi gibi olsun.
Size doğrusunu söyleyeyim, yeryüzünde her ne bağlarsanız gökte de bağlanmış olacak ve yeryüzünde her ne çözerseniz gökte de çözülmüş olacak.
Yine, size kesin olarak derim ki, yeryüzünde aranızdan iki kişi, dileyecekleri bir şey hakkında anlaşırlarsa, gökteki Babam tarafından kendilerine olacaktır.
Sonra Petrus Yeşua’ya gelip, “Efendimiz, kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlayayım? Yedi kereye kadar mı?” dedi.
Ama adam ödeyemediğinden efendisi onun, karısının, çocuklarının ve sahip olduğu bütün malının satılıp borcun ödenmesini buyurdu.
Bunun üzerine hizmetkâr yere kapanıp, önünde eğilerek, ‘Efendimiz, bana karşı sabırlı ol, borcumun hepsini ödeyeceğim!’ dedi.
“Ama o hizmetkâr dışarı çıktı ve kendisine yüz dinar borcu olan başka bir hizmetkâr arkadaşını buldu. Onu yakalayıp, ‘Bana borcunu öde!’ diyerek boğazına yapıştı.”
“Bunun üzerine hizmetkâr arkadaşı onun ayaklarına kapandı ve ‘Bana karşı sabırlı ol, borcumu sana ödeyeceğim’ diyerek ona yalvardı.
Yapılanı gören öteki hizmetkâr arkadaşları çok üzüldüler. Efendilerine gidip bütün olup biteni anlattılar.
O zaman efendisi onu yanına çağırdı. Ona, ‘Ey kötü hizmetkâr! Bana yalvarınca bütün borcunu sana bağışladım.