Bu arada, halktan binlerce kişi birbirlerini ezercesine toplanıyordu. Yeşua hepsinden önce kendi öğrencilerine şunları anlatmaya başladı: “Ferisiler’in mayasından, yani ikiyüzlülükten sakının.
Bu nedenle karanlıkta söylediğiniz her şey aydınlıkta duyulacak. İç odalarda kulağa söylediğiniz damlardan duyurulacak.”
Ama kimden korkmanız gerektiğini size haber vereyim. Öldürdükten sonra Gehenna'ya atma gücüne sahip olan Tanrı’dan korkun. Evet, size söylüyorum, O’ndan korkun.
“Beş serçe iki assarya parasına satılmıyor mu? Bunlardan hiçbiri Tanrı tarafından unutulmuş değildir.
Ama başınızdaki saçların bile tamamı sayılıdır. Bu nedenle korkmayın. Siz birçok serçeden daha değerlisiniz.
“Size söylüyorum, insanların önünde beni açıkça kabullenen herkesi, İnsanoğlu da Tanrı’nın melekleri önünde açıkça kabullenecektir.
İnsanoğlu’na karşı bir söz söyleyen herkes bağışlanacak, ama Kutsal Ruh’a küfredenler bağışlanmayacaktır.
Sizi havraların, yöneticilerin ve yetkililerin önüne çıkardıklarında, nasıl ve ne yanıt vereceğiz ya da ne söyleyeceğiz diye kaygılanmayın.
Onlara, “Dikkat edin! Açgözlülükten sakının. Çünkü bir insanın hayatı, sahip olduğu şeylerin bolluğundan oluşmaz.”
Adam, 'Şunu yapacağım’ dedi. 'Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini yapacağım ve bütün tahılımı ve malımı oraya depolayacağım.
Canıma da, ‘Ey canım yıllarca yetecek kadar bol malın var’ diyeceğim. ‘Rahatına bak, ye, iç ve tadını çıkar.’”
“Ama Tanrı ona, ‘Ey akılsız! Bu gece canın senden istenecek’ dedi. ‘Hazırladığın bu şeyler kimin olacak?’
Yeşua öğrencilerine şöyle dedi, “Bunun için size diyorum ki, ne yiyeceğiz diye hayatınız için, ne giyeceğiz diye bedeniniz için kaygılanmayın.
Kargalara bakın. Ne eker, ne biçerler. Ne kilerleri, ne de ambarları vardır. Tanrı onları doyurur. Siz kuşlardan ne kadar daha değerlisiniz!
Zambakların, nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Yine de size derim ki, tüm görkemiyle Solomon bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.
Ey kıt imanlılar, bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı, sizi ne kadar daha giydirecektir?
Çünkü dünya ulusları hep bu şeyleri ararlar. Ama Babanız sizin bu şeylere ihtiyacınız olduğunu bilir.
Sahip olduklarınızı satın, muhtaçlara verin. Kendinize eskimeyen keseler, göklerde tükenmeyen bir hazine biriktirin. Orada hırsız yaklaşmaz, güve de yok etmez.
Düğün şöleninden döndüğünde efendilerini hazır bekleyen hizmetkârlar gibi olun. Efendi gelip kapıyı çaldığında, O'na hemen kapıyı açsınlar.
Efendi geldiğinde uyanık bulacağı hizmetkârlara ne mutlu! Size doğrusunu söyleyeyim, kendisi giyinecek, onları sofraya oturtacak ve gelip onlara hizmet edecektir.
Ama şunu bilin ki, ev sahibi hırsızın hangi saatte geleceğini bilseydi, gözetler ve evinin soyulmasına izin vermezdi.
Efendi şöyle dedi: “O halde efendinin, ev halkına zamanında yiyecek vermesi için başlarına atadığı sadık ve bilge kâhya kimdir?
Ama eğer o hizmetkâr yüreğinden, ‘Efendimin gelişi gecikiyor’ der kadın ve erkek hizmetkârları dövmeye, yiyip içip sarhoş olmaya başlarsa,
o hizmetkârın efendisi, onun beklemediği günde ve bilmediği bir saatte gelecek, onu iki parça edip sadakatsizlerle payını verecektir.
Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan ve isteğini yerine getirmeyen hizmetkâr çok dayak yiyecektir.
Ama bilmeden dayağı hak eden şeyler yapan kişi, az dayak yiyecek. Kime çok verilmişse, ondan çok istenecektir ve kime çok emanet edilmişse, kendisinden daha fazla istenecektir.”
Baba oğula, oğul da babaya karşı bölünecek. Anne kızına, kızı da annesine karşı, kaynana gelinine, gelini de kaynanasına karşı olacaktır.”
Yeşua kalabalığa şunu da dedi: “Batıdan yükselen bir bulut gördüğünüzde, hemen, ‘Sağanak geliyor’ dersiniz, öyle de olur.
Sizi ikiyüzlüler! Yerin ve göğün görünümünü nasıl yorumlayacağınızı bildiğinize göre nasıl oluyor da bu zamanı yorumlayamıyorsunuz?
Çünkü davacınızla yargıca giderken, yolda ondan gayretle kurtulmaya çalış. Yoksa seni yargıcın önüne sürükler, yargıç da memura teslim eder, memur da seni zindana atar.