Yeşua bunları söyledikten sonra gözlerini göğe kaldırıp, “Baba, zaman geldi” dedi. “Oğlun’u yücelt ki, Oğlun da seni yüceltsin.
O’na tüm insanlık üzerinde yetki verdin. Öyle ki, O da kendisine verdiklerinin hepsine sonsuz yaşam versin.
Adını dünyadan bana verdiğin insanlara açıkladım. Onlar senindi, sen onları bana verdin ve sözünü tuttular.
Çünkü bana verdiğin sözleri onlara verdim. Onlar da kabul ettiler. Senden geldiğimi gerçekten biliyorlar. Onlar beni senin gönderdiğine iman ettiler.
Onlar için dua ediyorum. Dünya için değil, bana verdiklerin için dua ediyorum. Çünkü onlar senindir.
Ben artık dünyada değilim, ama bunlar dünyadadır. Ben sana geliyorum. Kutsal Baba, onları bana verdiğin adınla koru ki, bizim gibi bir olsunlar.
Dünyada onlarla birlikteyken, adınla onları korudum. Bana verdiklerini korudum. Kutsal Yazı yerine gelsin diye, mahv oğlundan başkası mahvolmadı.
Onlara senin sözünü bildirdim. Dünya onlardan nefret etti, çünkü ben dünyadan olmadığım gibi onlar da dünyadan değiller.
Hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende, benim sende olduğum gibi, onlar da bizde bir olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin.
Bana verdiğin yüceliği ben de onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi onlar da bir olsunlar.
Ben onlarda, sen bende olmak üzere tamamlanmış birlik içinde olsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini bilsin.
Baba, bana verdiğin kişilerin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını istiyorum. Öyle ki, bana vermiş olduğun yüceliğimi görsünler. Çünkü sen beni dünyanın kuruluşundan önce sevdin.
Ey adil Baba, dünya seni bilmedi, ama ben seni biliyorum. Bunlar da beni senin gönderdiğini biliyorlar.