Sarah, “Sarah'ın çocuk emzireceğini Avraham’a kim derdi?” dedi. “Çünkü yaşlılığında ona bir oğul doğurdum.”
Bu nedenle Avraham’a, “Bu hizmetçiyle oğlunu kov!” dedi. “Çünkü bu hizmetçinin oğlu, oğlum İshak'ın mirasçısı olmayacak.”
Tanrı Avraham’a şöyle dedi: “Oğlun ve hizmetçin için üzülme. Sarah'ın sana söylediği her şeyde, onun sözünü dinle. Çünkü senin soyun İshak’ın adından çıkacak.
Avraham sabah erkenden kalktı, ekmekle bir su tulumu aldı ve Hagar’ın omzuna attı, çocuğu da verip onu gönderdi. Hagar gidip Beer-Şeva çölünde dolaştı.
Gidip karşıda bir ok atımı kadar uzakta oturdu. Çünkü, “Çocuğun ölümünü görmeyeyim” dedi. Karşıda oturup yüksek sesle ağladı.
Tanrı çocuğun sesini duydu. Tanrı'nın meleği gökyüzünden Hagar’a seslenip ona şöyle dedi: “Neyin var, Hagar? Korkma çünkü Tanrı, bulunduğu yerde çocuğun sesini işitti.
O sırada Avimelek'le ordusunun komutanı Fikol Avraham’a şöyle dediler: “Yaptığın her şeyde Tanrı seninledir.
Şimdi, ne bana, ne oğluma, ne de oğlumun oğluna karşı haksızlık etmeyeceğine dair Tanrı önünde bana ant iç. Bana ve konuk olarak yaşadığın bu ülkeye, benim sana yaptığım gibi davranacaksın.”
Avraham, Avimelek'in adamları tarafından zorla ele geçirilen bir su kuyusundan ötürü Avimelek'e yakındı.
Böylece Beer-Şeva'da bir antlaşma yaptılar. Avimelek, ordusunun komutanı Fikol'la birlikte kalkıp Filist ülkesine döndüler.