Ama vakit dolunca Tanrı, Yasa altında olanları kurtarmak için Yasa altında kadından doğan Oğlu’nu gönderdi. Öyle ki, bizler evlatlık hakkını alalım.
Ama şimdi Tanrı’yı tanıdınız, daha doğrusu Tanrı tarafından tanındınız. Neden yine sizi köle eden bu zayıf ve sefil, temel ilkelere yeniden dönmeyi arzuluyorsunuz?
Kardeşlerim, size yalvarırım, benim gibi olun. Çünkü ben de sizin gibi oldum. Bana hiç haksızlık etmediniz.
Bedensel yanım sizin için bir sınanma olmasına karşın beni hor görüp reddetmediniz. Beni Tanrı’nın bir meleğini, hatta Mesih Yeşua’yı kabul eder gibi kabul ettiniz.
O mutluluğunuza ne oldu? Sizin için tanıklık ederim ki, mümkün olsa gözlerinizi oyar ve bana verirdiniz.
Onlar sizi gayretle istiyorlar, ama iyi yolda değil! Kendileri için gayretli olasınız diye sizi bizden ayırmak istiyorlar.
Bunlarda bir benzetme vardır. Bu iki kadın iki antlaşmadır. Biri Sina Dağı’ndan, köle çocuklar doğuran Hagar’dır.
Hagar, Arabistan’daki Sina Dağı’dır. Bugünkü Yeruşalem’e karşılık gelir. Çünkü Hagar, çocuklarıyla birlikte kölelik etmektedir.
Çünkü şöyle yazılmıştır: “Sevin, doğurmayan ey kısır kadın. Doğum sancısı çekmeyen sen, coş ve haykır! Çünkü terk edilmiş kadının, kocası olandan daha çok çocuğu var.”
Ancak Kutsal Yazı ne diyor? “Köleyi ve oğlunu dışarı atın. Çünkü kölenin oğlu özgür kadının oğluyla birlikte miras almayacaktır.”