“İsrael'in el değmemiş kızı düştü; bir daha kalkamayacak; ülkesinde yıkılmış; onu kaldıracak kimse yok.”
Çünkü Efendi Yahve şöyle diyor: “Bin kişi çıkan kentte yüz kişi kalacak, ve yüz kişi çıkanın, İsrael evine on kişisi kalacak.”
ama Beytel’i aramayın, Gilgal’e girmeyin, ve Beerşeva’ya geçmeyin; çünkü Gilgal mutlaka sürgüne gidecek, ve Beytel bir hiç olacak.
Yahve'yi arayın, yaşayacaksınız; yoksa Yosef'in evinde bir ateş çıkar, ve onu yakıp yok eder ve Beytel’de onu söndürecek kimse olmaz.
Ülker ve Orion takımyıldızlarını yaratanı, ve ölüm gölgesini sabaha çevireni, ve gündüzü geceyle karartanı, denizin sularını çağıranı, ve onları yeryüzüne dökeni arayın; O'nun adı Yahve'dir,
Bu yüzden, mademki yoksulu çiğneyip ondan buğday vergisi alıyorsunuz, yontulmuş taştan evler yaptınız, ama onlarda oturmayacaksınız. güzel bağlar diktiniz, ama onların şarabını içmeyeceksiniz.
Çünkü suçlarınızın ne kadar çok olduğunu, ve günahlarınızın ne kadar büyük olduğunu biliyorum; ey doğru kişiyi ezenler, rüşvet alanlar, ve mahkemelerde yoksulu kovan sizler.
Kötülüğü değil, iyiliği arayın ki, yaşayasınız. Ve böylece, söylediğiniz gibi, Ordular Tanrısı Yahve sizinle birlikte olacaktır.
Kötülükten nefret edin, ve iyiliği sevin ve mahkemelerde adaleti pekiştirin. Belki Ordular Tanrısı Yahve, Yosef'in kalıntısına lütfeder.”
Bu nedenle Ordular Tanrısı Efendi Yahve şöyle diyor: “Bütün geniş yollarda ağıt yakılacak. Bütün sokaklarda, 'Ah! Ah' diye inleyecekler! Çiftçiyi yasa, ve ağıt yakmada usta olanları da feryada çağıracaklar.
“Yahve'nin gününü isteyenlerin vay haline! Yahve'nin gününü neden özlüyorsunuz? O karanlıktır, ve ışık değil.
Nasıl bir adam aslandan kaçarken, ayıyla karşılaşır; ya da eve girip elini duvara dayar da yılan onu sokar.
Evet, yakmalık sunularınızı ve ekmek sunularınızı bana sunsanız bile, kabul etmeyeceğim; ve besili hayvanlarınızdan esenlik sunularına bakmayacağım.
Üstelik kralınızın çadırını, putlarınızın sandığını, kendiniz için yapmış olduğunuz ilâhınızın yıldızını taşıdınız.