Sizler için tanrısal bir kıskançlık duyuyorum. Çünkü sizleri pak el değmemiş kız gibi tek kocaya, Mesih’e sunmak üzere nişanladım.
Ama yılanın Havva’yı kurnazlığıyla aldattığı gibi, sizin düşüncelerinizin de Mesih’teki sadelikten saptırılmasından korkuyorum.
Çünkü size gelen, bizim duyurmadığımız başka bir Yeşua’yı duyuranlara, ya da aldığınız ruhtan başka bir ruha, ya da kabul ettiğinizden başka bir müjdeye gayet iyi katlanıyorsunuz.
Ancak sözde acemi olabilirim, ama bilgide acemi değilim. Hayır, bunu size her bakımdan, her şeyde gösterdik.
Yoksa yücelesiniz diye kendimi alçaltarak Tanrı’nın Müjdesi’ni size karşılıksız duyurduğum için günah mı işledim?
Yanınızdayken ihtiyaç içinde olduğum halde kimseye yük olmadım. Çünkü gereksinimlerimi Makedonya’dan gelen kardeşler karşıladılar. Her konuda size yük olmaktan kendimi alıkoydum ve böyle yapmaya devam edeceğim.
Ancak yapmakta olduğumu yapmayı sürdüreceğim. Öyle ki, fırsatçıların fırsatını kesip atayım. Onlar övündükleri şeyde bizim gibi tanınmak istiyorlar.
Bu nedenle, ona hizmet edenlerin de doğruluğun hizmetkârları kılığına girmesi şaşırtıcı değildir. Onların sonu yaptıkları işlere göre olacaktır.
Yine söylüyorum, kimse beni akılsız sanmasın. Ama öyle sansanız da, beni akılsız birini kabul eder gibi kabul edin ki, ben de azıcık övünebileyim!
Katlandığınız sizi köle edenler, sizi yutanlar, sizi esir alanlar, üstünlük taslayanlar ya da yüzünüze tokat atanlardır.
Utanarak söylüyorum ki, sanki biz zayıfmışız. Ama herhangi bir konuda biri cesaret ediyorsa ki, akılsız biri gibi konuşuyorum, ben de cesaret ederim.
Onlar İbrani mi? Ben de öyleyim. Onlar İsraelli mi? Ben de öyleyim. Onlar Avraham’ın soyundan mı ? Ben de öyleyim.
Onlar Mesih’in hizmetkârları mı? Kendinde olmayan biri gibi konuşuyorum. Ben daha üstünüm. Daha çok emek verdim, daha çok zindana girdim, ölçüsüz dayak yedim, sık sık ölümle yüz yüze geldim.
Üç kez sopayla dövüldüm. Bir kez taşlandım. Üç kez gemi kazası geçirdim. Bir gece bir gündüzü enginde geçirdim.
Sık sık yolculuk ettim. Irmaklarda, haydutlar arasında, gerek halkımın gerekse öteki ulusların arasında tehlikelerle karşılaştım. Kentte, ıssız yerlerde, denizde, sahte kardeşler arasında tehlikeye düştüm.
Emek verdim, sıkıntı çektim. Kaç kez uykusuz, aç ve susuz kaldım. Kaç kez yiyecek bulamadım, soğukta ve çıplak kaldım.