Ama dul kadının çocukları ya da torunları varsa, bunlar önce kendi ailesine sevgi gösterip büyüklerine borçlarını ödesinler. Çünkü bu Tanrı’yı hoşnut eder.
Gerçekten kimsesiz kalan dul kadın, umudunu Tanrı’ya bağlamıştır; gece gündüz dilekte bulunup dua etmeye devam eder.
Ama kim kendine ait olanların, özellikle de ev halkının geçimini sağlamazsa, imanı inkâr etmiş olur ve imansızdan beter olur.
çocuk büyütmüş, konukseverlik göstermiş, kutsalların ayaklarını yıkamış, sıkıntıda olanlara yardım etmiş ve kendini iyi işlere vermiş olan dul kadının adı listeye yazılsın.
Ama daha genç olan dul kadınları kabul etmeyin. Çünkü bedensel arzuları Mesih’e karşı baskın çıkınca evlenmek isterler.
Ayrıca tembellik etmeyi, ev ev gezmeyi de öğrenirler. Yalnızca tembellik etmekle kalmaz, aynı zamanda dedikoducu olurlar. Üzerlerine düşmeyen sözler söyleyerek burunlarını başkalarının işine sokarlar.
Bundan ötürü, genç dulların evlenmelerini, çocuk yetiştirmelerini, evlerini yönetmelerini ve düşmana hiçbir aşağılama fırsatı vermemelerini istiyorum.
İmanlı birinin dul kalmış yakınları varsa onlara yardım elini uzatsın. Öyle ki, kilise yük altına girmeden gerçekten dullara yardım edebilsin.
Çünkü Kutsal Yazı şöyle der: “Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın.” Ve, “İşçi ücretini hak eder.”
Tanrı’nın, Efendi Yeşua Mesih’in ve seçilmiş meleklerin huzurunda sana buyuruyorum; bu şeyleri önyargısız ve taraf tutmadan uygula.
Bazı insanların günahları bellidir ve onlardan önce yargıya varır. Bazılarının da sonradan ardından gelir.